Uzun bir otobüs yolculuğu sırasında çocuk alkolün kokusu yayılmasın diye en arkaya geçip yolculuk boyunca canı sıkılmaması için telefonundan şarkı açıp kafasını cama dayamıştı..Her çukura düştüğünde kafasında bir ağrı hissetse de kafasını dayıyacağı başka bir omuz yoktu..
Bir ara otobüs durup açıldığında bir kız girmişti içeri..Kız ön tarafta yer bulamayınca arka tarafta sessizce oturan çocuğun yanına oturmuştu..Elinde bir kitap ve kulağında kulaklık yol boyunca kitabını okuyacaktı..
Çocuk merak etmişti kitabın adını..Ve gözlerini camdan ayırıp kitabın adına bakmıştı..Kitabın adı “Boleyn Kızıydı“..Bir an düşündü bu kitabın adını..”Ben nerden duymuştum bu ismi” diyerek..Bir an internette mi gördüm diye düşündü ama değildi..Kitaplarla arası olmayan birinin bu kitabı bilmesi imkansızdı..
Kız kitaptan üç-dört sayfa okumuştu..Çocuk ise halen bu kitabın nereden aklına geldiğini düşünüyordu..Kitabın arka sayfasını okumayı düşündü..Kızın dikkatini çekmeden kitabın arka tarafına baktı..
Kitabın arkasında bir kızın sarayı gelip bir prensi baştan çıkarması ve en samimi arkadaşı yani kız kardeşininde prense aşık olmasını anlatan garip bir kitaptı..
Çocuk zekasını zorluyordu..”Nerden hatırlıyorum ben bu kitabı” diyerek..Tam o sırada sanki bir ipucuymuş gibi “Aşk bitti” şarkısı çalmaya başlamıştı çocuğun telefonunda..O sırada ekranda geçen şarkıcının adıydı hatırlatan belkide..
Yüzü birden gülümsedi çocuğun “Hatırladım” dedi..
Hatırladığı şey belkide kitabın adının nereden hatırladığıydı ama o farklı bir dünyaya uçmuştu..
Herşey sanki ayarlanmış gibi geçmekteydi..Tam herşey unutulup yeni bir hayata atılan adımın ardından gerçekleşiyordu bunlar..Şarkılar sanki özenle seçilip atılmıştı..
Aşk bitmişti o şarkıyla..Ama iclal aydın’dan zor günler şarkısı girmişti araya..
Seçtiğimiz hayatlar mı bunlar?
Seçtiklerimiz mi?
Bunca yokluk
Bunca kırıklık
Bunca acı…
Seçtiklerimiz, evet…
Hayat bu sevgilim
Çoktan seçmeli
Senin aşkınsa, bir dönem ödevi…
Diyordu iclal aydın..Oysa çok zaman olmuştu..Koca bir kış geçmişti üstünden ama birşeyler eksik kalmıştı..
Tam bunları düşünürken ikinci kıtası geldi şiirin..
Çok canım yanıyordu
Gördüklerimden
Ve
Göreceklerimden…
Benim kanayan dizlerim yoktu hayatta bir tek
Benimde kanattıklarım vardı elbet
Ezdiğim kumlar
Ve geçtiğim yollar hala gölgemi taşıyorlar…
Hani demiştim ya en başında
“Ne ayrılıklar
Ne aşklar
Ne başlangıçlar” diye…
Yani demem o ki;
Çok zor günler geçirdim vaktiyle…
Evet geçirdiğim günler çok zordu belkide..Belkide hayatımın en kötü kış günleriydi onlar..Ama şarkı halen bitmemişti..
Bu şarkı sadece benimdi sevgilim
Ve ben büyük bahçeler istemiştim ikimize
Yazmışsın ya;
“Onu sevebileceğimi düşünmüştüm” diye
İşte o günden beri belkide bu yüzden sadece,
Bu yaralar, bereler
Sanaydı bileler…
Görenler aşkımı
Şahidim; gökkubbe…
Çocuk tekrar kafasını dayadı cama ve gözleriyle dışarıdaki insanları izlemeye başladı..Birden kafasını yukarıya çevirip havada uçan kuşlara baktı..Aslında amacı şarkıda dediği gibi şahidini bulmaktı belkide..
Uzun süre düşündü…Ve sonra kafasını indirip kendisine verdiği sözü hatırladı..”Aşık olmayacaktı” bir daha..
Ama kalbiyle beyni arasındaki o fırtınalı savaş boğazında etkisini gösteriyordu..Garip bir sancı düğümlenmişti boğazına..
Birden kendisine gelip “noluyor bana” dedi..Olan şey eski bir aşk acısının üstüne gitmesiydi..Evet yara kabuk bağlamıştı ve iyileşiyordu gün geçtikçe..Ama o kaşımıştı yarayı..Ve canı çok fena acımıştı..
Bitmişti herşey ama neydi bunu unutamamasının sebebi bilmiyordu..Oysa çevresinde o kadar kız varken o milyonların arasında yanlız kalmak istiyordu..Çevresindekiler baskı yapıyordu “Bırak artık olm o kızı gel istediğin kızla çık” diyorlardı..”Hayır” diyordu çocuk..
O tüm olan biteni ve tüm acı günleri bir tarafa çekip kapattı gözlerini otobüste..Uzaklara bir yere gitmek istiyordu bu şehirden kaçıp..Herşeyi bırakıp unutmak istiyordu tüm geçmişini..Kabuk bağlamıştı belki yarası ama izi kalmıştı..
Gözlerini açtığında bir özel ilkokulun ordaydı..Az kalmıştı evine..O sırada duyguları hatırlamaya yüz tutmuş gibiydi..Baktı birden ve “bastı inecek” düğmesine..Oysa evine gelmemişti daha..
Bir yokuştan çıkıp bir parkın sonundaki kamelyaya gitti.Uzun bir parkın en sonundaki kamelyaydı orası..Neden ve niye yaptığını bilmiyordu ama inmişti işte orada..Ayakları beyninin değil kalbinin kontrolündeydi sanki..
Gidip oturmuştu kamelyaya..Yaslamıştı sırtını kamelyaya..Düşünüyordu saçma saçma şeyleri..Elinde ise salladığı anahtarlık vardı..Birden istek dışı anahtarlığı oturduğu yere düşürdü..Anahtarlığı kaldırdığında bir isim yazıyordu..
O ismi uzun süre önce o yazmıştı ve o an kabuk kalkmıştı yarasından..Kanıyordu..Gözlerinden bir film şeridi gibi günler geçerken birden alt kamelyadaki yere iki çift geldi..Lise elbiseleriyle bir erkek ve bir kız..Baktı onlara çaktırmadan..Yüzleri gülüyordu..Mutluydu o iki çift..Belkide ilerisini bilmeden..
Bir an düşündü o çiftleri ve aklından geçen sözler şunlardı..
“Burayı unutabilirsiniz belki ama tahtaya kazıdığınız isimleri yüreğinize kazımayın..Ve eğer aşkınız burada başladıysa ve kavgalarınızı burada yaptıysanız gün gelir ayrılırsanız burada ayrılın..Sakın ama sakın başlamadığı yerde bitirmeyin”..
Dedi..
Ve erkeğin silüetine bakarak “Sakın Sevme” dedi..Gün gelir “içtiğin yerde,hayattan kaçıp sığındığın yerde” burası olur dedi..Ayrıca unutma ki burada yaptıklarını başkalarıyla yaparsan hiç bir zevki yok..Ve unutma ki burada tuttuğun el dünyanın en kötü kızının olsa bile dünyadaki hiçbirşey yerini tutamıyor..
Ve anahtarlığı kazıdığı isme vurarak kalkıp gitti bir aşkın dönem ödevinden….
—————
Bu hikaye kimindi bilmiyorum ama güzel bir hikayeymiş..
(Bu arada bu yazıyı yayınlayan başka bir site bulamayadabilirsiniz
)
"Boleyn Kızı" bu yazı 8 Haziran 2010 tarihinde saat 22:42 sularında "Aşk'a Dair" kategorisinde yayınlanmış olup "Kalpsiz" tarafından yazıldığı sanılmaktadır..Ve sayaçların yaptığı açıklamaya göre 586 kere okunduğu söylenmektedir..Ayrıca
Henüz yorum yazılmamış bir konudur