GERÇEK AŞK

Kalpsiz tarafından 6 Temmuz 2010 tarihinde yazılmıştır.

Kocam bir mühendisti. Onunla sâkin tabiatını sevdiğim için
evlenmiştim.
Bu sâkin adamın göğsüne başımı koymak içimi nasıl da
ısıtırdı…

Gel
gör ki iki yıl nişanlılık ve beş yıl evlilikten sonra bu sâkinlik
beni
yormaya başlamıştı. Eşimin -bir zamanlar çok sevdiğim- bu
özelliği
artık beni huzursuz ediyordu.

İş ilişkiye gelince oldukça içli,
hattâ aşırı hassas bir kadınım.
Romantik anlara, küçük bir çocuğun
şekere düşkünlüğü gibi can
atıyorum. Oysa kocamın sakinliği, başka
bir deyişle vurdum duymazlığı,
evliliğimize romantizm katmaması beni
aşktan almış, uzaklaştırmıştı.

Sonunda kararımı ona da
açıkladım: boşanmak istiyordum.
Şaşkınlıktan gözleri açılarak ‘
niye?’ diye sordu.
‘ Gerçekten belli bir sebebi yok’ dedim, ‘ sadece
yoruldum.’
Bütün gece ağzını bıçak açmadı. Düşünüyordu. Bu hâli ise
hayal
kırıklığımı daha da artırmaktan başka bir işe yaramıyordu:
işte,
sıkıntısını dışarı vurmaktan bile aciz bir adamla evliydim.
Ondan ne
bekleyebilirdim ki!

Sonunda sordu: ‘ seni
caydırmak için ne yapabilirim?’
Demek ki söyledikleri doğruydu:
insanların mizacı asla
değiştirilemiyordu. Son inanç kırıntılarım da
kaybolmuştu.
‘ İşte mesele tam da bu’ dedim. ‘ Sorunun cevabını
kendin bulup kalbimi
ikna edebilirsen kararımdan vazgeçebilirim.’

Diyelim dağın tepesinde bir uçurum kenarında bir çiçek var. O çiçeği
benim
için koparmak, düşüp vücudunun bütün kemiklerinin kırılmasına,
hattâ
ölümüne mâl’ olacak. Bunu benim için yapar mısın?’
Yüzümü dikkatle
inceledi ve ‘ Sana bunun cevabını yarın vereceğim’ dedi.
Bu cevapla
son ümidim de yok olmuştu.

Ertesi sabah uyandığımda evde
yoktu. Boş bir süt şişesini mutfak masasının üzerine koymuş, altına da
bir not bırakmıştı.
‘ Sevgilim’ diye başlıyordu,
‘ O çiçeği senin
için koparmazdım’ Kalbim yine kırılmıştı. Okumaya devam ettim.


Çünkü her zaman yaptığın gibi bilgisayarın altını üstüne getirip
çökerttikten
sonra monitörün önünde ağladığında, onu tekrar
düzeltebilmem için
ellerime ihtiyacım var.’

‘ Anahtarları her zaman evde unuttuğunu
bildiğimden, senden önce eve
varabilmem üzere koşmam gerektiğinden
bacaklarıma ihtiyacım var.’

‘ Arabayı kullanmayı çok sevdiğin
halde şehirde hep yolu
kaybettiğinden, yolu gösterebilmem için
gözlerime ihtiyacım var.’

‘ Evde oturmayı sevdiğinden, içe
kapanıklığını dağıtmak, can sıkıntını
hafifletmek üzere sana şakalar
yapabilmem, hikâyeler anlatabilmem için
ağzıma ihtiyacım var.’


Sabahtan akşama kadar bilgisayara bakmaktan gözlerinin bozulması
kaçınılmaz
olduğundan, yaşlandığımızda tırnaklarını kesebilmem,
saçlarında
-görülmesini istemediğin- beyaz telleri ayıklayabilme merdivenlerden
aşağı inerken elini tutabilmem, çiçeklerin renginin -
gençliğinde
senin yüzünün rengi gibi olduğunu söyleyebilmem için
gözlerime
ihtiyacım var.’

‘ Ama seni benden daha fazla seven biri varsa,
evet o uçuruma gidip, o
çiçeği senin için koparırım bir tanem.’

Baktım,
mektuptaki yazının mürekkepleri yer yer dağılıyordu.
Göz yaşlarım
mektuba düşüyordu.
‘ Mektubu okuduysan ve kalbin ikna olduysa lüften
kapıyı aç canım. Çok
sevdiğin susamlı ekmek ve taze sütle kapıda
bekliyorum.’ Koşarak kapıyı açtım. Endişeli bir yüzle ve ellerinde
sıkıca tuttuğu
susamlı ekmek ve sütle kapının önündeydi.
Artık çok
iyi biliyordum: beni ondan daha çok kimse sevemezdi. O
çiçeği
uçurumun kenarında bırakmaya karar verdim.

Bu gerçek
aşktı.

İlk yıllardaki heyecanlar içinde görmeye alıştığımız
aşkın, seneler
sonra o heyecanlar kaybolup gittiğinde, huzur ve
durgunluk içinde de
hep var olmaya devam ettiğini göremeyebiliyoruz.

Oysa
aşk hep vardır. Belki artık heyecansız, belki artık romantik
değil…
Belki sıkıcı, tekdüze, hatta belki yüzsüz… Ama hep oralarda
bir
yerdedir.

Çiçekler ve romantik dakikalar ilişkinin başlaması için
elbette
gereklidir. Bir zaman sonra bunlar gitse de gerçek aşkın
sütunu ebedi
kalır.

Hayat tam da böyle bir şeydir.

685 gün önce yazılmıştır.
EtiCanlar: , , , , , , , , , , , ,
"GERÇEK AŞK" bu yazı 6 Temmuz 2010 tarihinde saat 00:16 sularında "Öyküler" kategorisinde yayınlanmış olup "Kalpsiz" tarafından yazıldığı sanılmaktadır..Ve sayaçların yaptığı açıklamaya göre 508 kere okunduğu söylenmektedir..Ayrıca Henüz yorum yazılmamış bir konudur
  • FriendFeed'de Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Twitter'da Paylaş
  • Bu Yazı Hakkında Birşeyler Demek İstermisiniz?





    © 2005 - 2010 | Ticari olmayıp, kaynak gösterdiğiniz sürece içerikten faydalanabilirsiniz; sizin için üretildiler.