Her aşk bulunduğu kalbin şeklini alır.’ Ve her kalp yaşadığı aşk kadar
şekillenir. İnsanları ikiye ayırmak adettendir. Çünkü anlamanın yolu
ayırmaktan geçer. Bütün eşya birlikten yana koyarsa hükmünü kimin kim
olduğu muamma olur diye; çeşitten yanadır dünyanın günü. Bunca çeşit
arasında ayırmalıdır o vakit birbirine uyanlar ile uymayanları.
Akıllılar ve aklı kıt olanlara diye önce. Güzeller ve çirkinler diye
sonra. Padişahlar ve cariyeler diye. Daire tamamlanır gibi olduğunda her
işin hem başı hem sonu olarak; aşka gücü yetenler ve aşka gücü
yetmeyenler diye latif bir çizgi çizilmelidir kul ile kul arasına ve
dahi kul ile eşya arasına.
Söz işte burada çatallanır. Kainatın
dili aşktan yana söyleyip durduysa ve alemlerin Rabbi bunca güzelliği
sadece Muhammed’in aşkına “ol” kıldıysa her kul bilemese de gönlünün
çapını kendini aşka gücü yetenlerden sayar. Herkesin aşkı kendinedir
taşıyabildiği kadar. Kolayından taşınabilseydi her aşk her sevda sözün
hükmü uçurur muydu gücünü yedi iklimden öte.
Her aşk önce gözde
başlasa da bilinçtir aşkı güzelleştirip değiştiren. Evet sahibinde saklı
her aşk değiştirir her şeyi. Önce sahibini değiştirir. Sonra sahibinin
gözünden bütün dünyayı. Kim ki aşık bir yüze düşürür kendini kendinden
önce keşfeder kendini. Çünkü aşığın aynası billurdandır. Hataların
günahların yok olduğu bilurdan. Güzelliğin katmerleşip merhametin engin
deniz hükmünde dalgalandığı.
Her aşk önce gözde başlasa da
bilinçtir aşkı güzelleştirip değiştiren. Evet sahibinde saklı her aşk
değiştirir her şeyi. Önce bir güzelin resmi düşer bilincin sudan berrak
yüzüne. O resim değiştirir idrakin her türlü kıvrımını. O resimden önce
ve o resimden sonra diye ikiye ayrılır hayat hiç birleşmemecesine.
Ben
bilinç dedikçe siz yaban düşürseniz söze. Olsun. Bu hikayenin güftesi
bilince düşmüş olsun yürekten evvel. Hapseden ve dahi hıfz eden
bilinçtir. Onun içindir ki aşkın tamama ermesi bilincin yitmesiyledir.
Öylesine
yaşanmış aşklar vardır ki yakıp yıktığı gönüllerin harabesinden her
çağda yeni çıralar tutuşturur. Hayatın bir geleneği vardır. Bunca
değişmedeyse de her şey biz biz olduğumuzu nereden anlayacağız diye
telaşa düşmüşken duyguların hiç değişmeyen yüzü geçip çağdan çağa bulur
bizi. Duygularda devam eder hayatın geleneği.
Yaşayan insan
kadar yaşanılmış aşk yoksa da; aşka düşen her sevdalı kendi yangının ilk
bilir. Yaşarken yaşayanlar ilk bilir de onca aşkın satır aralarından
tanığı olan okuyucu onca aşkı nasıl yerleştirir hafıza bohçasına? Şurada
ben aşıkken okuduklarım. İçindeyim her satırın. Ve kahramanıyım her
duygunun. Yaşanılanların aktarıcısı değil harfler. Benden bana giden
yol. Ben olmasam o satırlardaki aşk ta yok. Leyla ile Mecnun yok. Arzu
ile Kamber yok. Kerem ile Aslı yok. Hüsrev ile Şirin hiç yok. Hiç yok
diye bunca keskin ise vurgu hiçlikten varlık bulacak yüzlerce yıl
öncesinin aşkı. Sen varsın ve ey okuyucu oradasın. Öyleyse yeniden
şekillenir bütün geçmiş zaman aşkları.

"Her Kalp Yaşadığı Aşk İle Şekillenir" bu yazı 14 Haziran 2010 tarihinde saat 19:40 sularında "Öyküler" kategorisinde yayınlanmış olup "Kalpsiz" tarafından yazıldığı sanılmaktadır..Ve sayaçların yaptığı açıklamaya göre 615 kere okunduğu söylenmektedir..Ayrıca
Henüz yorum yazılmamış bir konudur