İlk Aşkın En Büyük Ödülü Mansiyondur

Kalpsiz tarafından 19 Haziran 2010 tarihinde yazılmıştır.

İlk aşk ne zaman yaşanır? Gerçek olanından ama, buraya dikkat! Hadi diyelim hızlı çapkınlardansan ortaokulda yaşanır. Normalsen lisede yaşanır. Daha da normalsen üniversite çağında yaşarsın. Ama sen gelmişsin 26 yaşındasın, utan, bana diyorsunabi ben aşık oldum, ilk aşkım bu çok heyecanlıyım. Hoop, orda dur bakalım. Sen o treni çoktan kaçırmışın usta! Sen ilk aşkı kaçıralı çok olmuş. Direk ikinciden, üçüncüden başlıyorsun artık. Lütfen. Yani ilk aşk oynanırken sen nerelerdeydin ben merak ettim şimdi. 26 yaşındasın. Yazıyla yirmi altı. Çeyrek asrı devirmişsin, ikinci çeyrektesin. Yolun yarısına 9 sene kalmış. Yazıyla dokuz. Allah’ından utan. Kendinden de utan, opsiyonel olmakla birlikte elinden de utanabilirsin. Sağ ya da sol, artık tercihine kalmış. Nasıl tatmin olursan. Ama ağlama. Hayır yapma bunu. Üzülmeye mahal yok, yanlış anlama sakın. Evet ilk aşkı kaçırmış olabilirsin, seriye direk ikiden, üçten hatta dörtten bile başlamış olabilirsin ama, sen yine de yaşa yani, bozuntuya verme. Çaktırma. Sonuçta her aşk birbirinden bağımsız. Birbirinin devamı değiller nihayetinde. İlkini yaşamadın diye ikincisini anlamayacak değilsin. Olaylar faklı, temelde aynı aslında da, sonuçta macera farklı. Yüzüklerin Efendisi serisi gibi düşünmemek lazım bunu. Sen yaşa. 26 yaşındasın, yaşa ama, utan da.

=> Bu arada yazıya biraz hızlı girdim, unuttum söylemeyi: Kısa bir moladan sonra merhaba.

=> Size bu sıralar ishal olmuş gibi umut sıçtığımı söylemiş miydim? Söylemedim elbet. Biliyorum söylemediğimi zaten; maddeye bir giriş olsun diye dedim. Zaten girerken de bitti bak. Bir sonraki maddede görüşmek üzere.

=> Peki;

<–otuz santimetre–>

<–yirmisekiz santimetre–>

Hangisi uzun? Sorarım.

<–kafasıyla birlikte dokuz santimetre–>

He hacı? Hangisi uzun?

Böyle de oynarım algılarınızla.

=> Evimde bir megafon var benim. İnanır mısınız, pencereden ne zaman çıkıp ”İKİ – İKİİİİİ” diye bağırsam onunla, bütün mahalle aşağıya inip sevinmeye başlıyor, hiç sorgulamadan. Böyle bi’ kutlamalar, konfetiler, halaylar, inanılmaz sevinç gösterileri, büyük bir curcuna falan. Ben işte bunu yaklaşık iki gündür yapıyorum. Her dört saatte bir. Bildiğin İki-İki tarikatı olduk burda. Beni baya baya liderleri olarak görüyorlar. Dört saatte bir ayine çağırıyorum bunları aşağıya caddeye. 10 dakika bi’ sevinip dağılıyorlar. Hoşuma gidiyor. Yarın aralarından birini bana kurban etmelerini isteyecem, bakalım ne yapacaklar. Şu karşı apartmanda oturan kıl bir barzo tip vardı, onu mu kurban etseler acaba, bi’ düşünmek lazım.

=> Bu yazıyı yazarken Yeni Türkü’den Yedikule, Telli Telli Turnagibi şarkılar çalıyordu. Bu şarkılar beni çok eski günlere götürdü. Ama nereye götürdü kafamda tam canlandıramadım. Muhtemelen 0-3 yaş arası bir yere gittim ama, gözüm kapalı gibi gittim. O kadar eski günler ki o günler, görsel hiç bir şey yok. Ama biliyorum gittim. Yendim hatta. Geldim bile. Veni Vici.

=> Vidi’si yok. Görmedik bi’ bok dedik ya aga.

=> Bir yarışmada mansiyon derecesi kadar ezik bir derece yok. Derece alamasan, hiç adın okunmasa daha iyi aslında. Bariz bir şekilde”Ulan seni de ilk üçe seçmedik hani ama hadi ağlarsın sen şimdi, sana da bunu verelim, kıyağımız olsun, hadi bakiyim sil gözyaşlarını, tut şunu” diyerekten verilen bir ödül bu. Orta sıralarda yer alsan böyle rezil olmazsın. Öyle leş bir şey bu mansiyon. Var mansiyonlarım, çeşit çeşit hem de. Biliyoruz yani, ondan yazıyoruz. Bir keresinde sırf katılmış olmak için, öylesine bir şiir yarışmasına katıldım. Jürinin tekine de gıcıktım, karşılıklıydı duygularımız. Şiirim bok gibi olmasına rağmen sırf beni ezik göstermek için, bile bile, gülüp dalga geçmek için mansiyon verdi bana ibne, hak etmediğim halde. Yok böyle bir ibnelik. Gitmedim törene. Ama ibne değil mi, afiş bastırmış, en yukarıya en büyük puntoyla benim adımı koymuş.Mansiyon aldı bu mal yazmış. Asmış bütün her yere. Hadi beni geç, birincinin ne günahı vardı lan; küçücük yazmış onların hepsini benim altıma. İbnelik yap denize at, balık bilmezse haluk bilir. Haluk’tu adı.

701 gün önce yazılmıştır.
"İlk Aşkın En Büyük Ödülü Mansiyondur" bu yazı 19 Haziran 2010 tarihinde saat 08:17 sularında "Öyküler" kategorisinde yayınlanmış olup "Kalpsiz" tarafından yazıldığı sanılmaktadır..Ve sayaçların yaptığı açıklamaya göre 328 kere okunduğu söylenmektedir..Ayrıca Henüz yorum yazılmamış bir konudur
  • FriendFeed'de Paylaş
  • Facebook'ta Paylaş
  • Twitter'da Paylaş
  • Bu Yazı Hakkında Birşeyler Demek İstermisiniz?





    © 2005 - 2010 | Ticari olmayıp, kaynak gösterdiğiniz sürece içerikten faydalanabilirsiniz; sizin için üretildiler.