Küçük beyaz elleri erkeğin paçalarında
Dudakları da, İtalyan ruganlarına yapışmış
Bir kadın ağlıyordu
‘’Gitme’’ diyordu kadın
‘’Beni bırakma’’
‘’Sensiz olmaz’’
Gurur bir köşeye itilmiş
Yavaşça silinip yok oluyordu
Okyanus ortasında kalmışçasına
Ağlıyordu tüm kadınlar
Tek bir kadında
Zaten ağlamak kadınlara erkekler tarafından çizişmiş kader değil mi?
Duman gözlü
Beyaz tenli
Ufak tefek bir kadın
Erkeğine ağlıyor… ‘’kal’’ diyordu
Duvarda hüzün boyalı
Ceylan derisi bir kadın maskesi
Dudaklar pembe bozması kahverengi
Afrika toprakları kadar susuz
Ama gözlerden aşağı ırmaklar iki yol çizmiş
Ten kayısı turuncusu
Biraz fakir
Biraz hasta
Yorgun ve yaralı
Kalbinde sözlerin tokadının izleri
Sanki ruhunu satmıştı minik beyaz elli kadına
‘’Gitme! Sevda bende’’
‘’Kuşların yükünü ağır etme’’
‘’Kal ne olur… erkeğim’’
Erkek, soğuk iklimlerin
Buz kesilmiş kayaları gibi
Sarsılmıyordu
Ne yüreğindeki fırtınalar sarstı
Nede gözyaşlarının sıcaklığı biraz sokulabildi
Bu kesilmiş bu kayaya
‘’Gitme! Sevda bende’’
‘’Kuşların yükünü ağır etme’’
‘’Kal ne olur… erkeğim’’
‘’Gecemi bağlamaz gündüze gidişin’’
‘’Asıp kaçamam hasretinden’’
‘’Çok çocuk kalbim’’
‘’Doğuramaz acılarını’’
‘’Kal gitme’’
Masal ardı saçmalık
Kadınlara ağlayan erkekten
Yazarın parmakları hafif ürkekten
Satırlar yürekten
Kaliteli kalitesiz savaşını unutmuş
Gece ardı huzursuz ve ıslak saçmalıklar
Bir Dorian daha kaydı
Bir Sibley’in hayatından
Acaba bu Dorian kendi portresinde
Acımasızlığını gördü mü?
Zavallı Sibley’in nefes alıp almadığından
Haberi var mı?
Kaçıncı sayfasında meşgul şimdi dorian hayatın?
Felix gibi
Henriette gibi sevemez miydi?
Kont bile yokken ortalarda
Lord’lar teselli palavralarınızı salıverin kafeslerinden
Yalan daima ilgi toplar
Size de bu yakışır
Saçları sabun kokan ve ortasında keskin bir yol beliren bir gençlikten arta kalan hayat. Bayramlarda şekerin tadında gizli saklı yaralarda yakadadır her zaman… dalan gözlerde acılı hatıralar ve bitmek tükenmek bilmeyen unutamama nöbetleri.
İçine birikmiş tüm acılar
Konuşamaz hiç hep susar
Konuşmaya kalksa dert kusar
Bayramlık elbiselerin tadını bilmeden yaşanmış yirmili yıllık yahut da daha üstünde geçen gençlik zamanları.
Acıdır kadının hayatı.
Kokusu keskin iticidir.
Kimyasal kokmaz.
Kendinden başkası yanına yaklaşmaz.
Bir el
Bir el araba
Bir el arabası
Yok!
Onun ardında
Dünleri toplayan
Zaman eskicisi
Sokaklarda canını sesine katıp
Eski dünler alınır diyen.
Aşık olmadıktan sonra geçen hiçbir an değer kazanmıyor.
Gözlerin her dalışına
Anılar bir zıpkın olur
Zayıf beden direnmez
Ama ölmezde
Yaşar hep
Yaşar gider
Mutluyken de yaşanıyorsa
Mutsuzken de yaşa denir
Ve yaşar insan
Pek başkadır artık öfkeler. Ne olgunluk kokar nede çocukluk.
Selamsız gelir selamsız gider. Kimse okşamaz başını yitik bir kadının. Bir yıldızı andırmıyorsa eğer.
Erkeklik kimyasallara bulanmış biyolojisi bozuk bedenlerde görünmeyen parmaklıklar ardında bırakmıştır ruhunu. Seve sevede müebbet ister.
Her çiçekten bal almak isteyen arı derler bazen, toplum sıfatına bürünmüş yalancı yalancılar topluluğunda ki pantolon giyen taklitçi sıfatsızlara. Ama arılar ilk çiçeklerine aşık olmazlar hiç. Onlar için tüm çiçekler birdir. Erkeklerle tek ortak yanları istediklerini alıp gitmeleridir. Ama arılar vefasız değildir. Her bahar başında beliriverirler çiçeğin tepesinde.
Evet, kadınlar çiçektir.
Ta ki koparılana kadar!
Ama erkekler asla arı olmamalı.
Kendisine hayvan denilince öfkeden çıldıran, kadınlar konusunda arı denildimi kabaran erkek. Arının da hayvan olduğunu unutacak kadar acizdir.
Bir bahçıvanlık olmak daima yeterlidir kadın için.
Kadın için insan olmak yeterlidir.
Unutulmamalı ki, dünya yükü parası da olsa tek göz bir kulübesi de olsa insan daima bahçıvandır zaten. Kendi dışına çıkıp kendine bakmayı öğrendikten sonra, her insan insan olma yolunda büyük adımlar atmıştır. Kendine insan demek istiyorsa eğer önce insan olduğunu görmeli.
Kadınlar
Erkekler
Birbirlerini çiğner geçerler
Gereksiz her şey bu iki cinstedir
Oysa insan olmak kafidir
Ademler Havvalar birbirlerine havlarlar
Göğü görmeyi unutmuş yalana musallat olmuş renksiz sevdaların ardında kaybolup giderler
Kadınlar daima pazuların gölgesinde kalmış.
Erkeklerin önyargıları altında ezilmiş tüm kadınlar.
Tüm kadınlar pantolon giyecek kadar cesur olmuşlar ama hiçbir erkek hakkıyla bir etek giyecek kadar cesur olamadı hala.
Kadın sanattır.
Kadın doğurur.
Dip not:
Anlamsızları anlayanlar anlam aramayacak kadar salaktırlar.
Bu yazınında bir ruhu var
Gözle görülmez elle tutulmaz
Karşısına geçip yüzüne bakılmaz.
"Kadın Sanattır" bu yazı 24 Ağustos 2010 tarihinde saat 23:31 sularında "Eğitim & Sanat" kategorisinde yayınlanmış olup "Kalpsiz" tarafından yazıldığı sanılmaktadır..Ve sayaçların yaptığı açıklamaya göre 192 kere okunduğu söylenmektedir..Ayrıca
Henüz yorum yazılmamış bir konudur