”Van’ dan, Gevaştan ve Digor’un altın saçlı kızlarından dinledim bu
türküyü…. Tamara… TAMARA.. senin dilin yok; senin incirin, senin
narın, senin nazın yok…. Bu kaçıncı yenilgi aşk uğruna, bu kaçıncı
intihar girişimi… Boşuna değil biliyorum, senin AFAROZ edilişin, benim
şeyhimi kendime kÜ…stürüşüm… Bir ışık diye sana gelişim boşuna
değil, Bırak öldürsünler beni, bırak yok saysınlar.. Unutsunlar senin
ismini, bırak saklasınlar. Tamara, ah tamara aşk ADAdadır , artık aşkın
adada… U vel aha u vel vera u destana ah TAMARA, Tamara Ay dolanır
geceye, kıpkızıl kan gibi, Bulut geçer üstümden, örter beni tül gibi,
Sevdanın çölündeyim, ıssızlığın gölünde, Yolumda ışığım ol; ah
Tamara…”
Adanın adının nereden geldiğine dair yaygın
halk hikâyesine göre, zamanında bu adada yaşayan baş keşişin güzelliği
dillere destan Tamara adında bir kızı vardır. Adanın çevresindeki
köylerde çobanlık yapan Müslüman bir genç bu kıza âşık olur. Bu genç
Tamara’yla buluşmak için her gece adaya yüzer. Tamara ise ona gec…e
karanlığında yerini belli etmek için onu bir fenerle bekler. Bundan
haberdar olan kızın babası, fırtınalı bir gecede elinde fenerle adanın
kıyısına iner ve sürekli yer değiştirerek gencin boşuna yüzüp, gücünü
yitirmesine neden olur. Yüzmekten gücünü yitirip, yorulan genç çoban
boğulur ve boğulmadan önce son nefesiyle “Ah Tamara!” diye haykırır.
Bunu duyan kız da hemen ardından kendini gölün sularına bırakarak
boğulur. Ah Tamara! isminin dönüşerek zamanla Ahtamar biçimini aldığı
anlatılır…..
"YÜCEL ARZEN-AH TAMARA!!!" bu yazı 10 Mart 2010 tarihinde saat 14:59 sularında "Hikaye(m)" kategorisinde yayınlanmış olup "Kalpsiz" tarafından yazıldığı sanılmaktadır..Ve sayaçların yaptığı açıklamaya göre 591 kere okunduğu söylenmektedir..Ayrıca
Henüz yorum yazılmamış bir konudur